27 Ağustos 2014 Çarşamba

Lavera Basis Sensitiv Diş Macunu


Bugün konuğum Lavera Basis Sensitiv Diş Macunu. Lavera Almanya'nın "naturkozmetik" yani doğal kozmetik markalarından biri. Hem makyaj hem de bakım ürünleri var. Bu diş macunu ise hassas dişler için ekinezyalı bir ürün. İçinde xylitol ve aşındırıcı silica bulunuyormuş, böylece dişleri plaktan temizliyor, çürümekten koruyormuş. Propolis (arı reçinesi) ve ekinezya da ağız hijyenine katkıda bulunup diş etlerini rahatlatıyormuş. İçindekileri aşağıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Birçok kişinin hoşlanmadığı florür, SLS gibi maddeler yok.


Ben de bu diş macununu bir buçuk iki aydır kullanıyorum. Bazı yönlerden hoşuma gitti bu macun. Bir kere aşırı nane veya mentol tadıyla ağzımı yakmıyor. Ben o şiddetli soğukluk hissinden ve nanenin acı tadından hoşlanmıyorum. Uykum açılıyor dişimi fırçalayınca :) Macunun tadı naneli değil de karbonatlı. Erkek arkadaşım tuzlu dedi, aslında yalan da sayılmaz, tuzu da andırıyor. Bu tada ben alıştım ama birçok insan sevmeyebilir.

Ayrıca bu macun dişimde hassasiyete de neden olmadı ki benim dişlerim eskiden sıcak ve soğukta çok sızlardı. Beğendiğim başka bir özelliği de içinde ucuz köpürtücüler olmadığı için insanı boğacak gibi köpürmemesi. Mercimek tanesi kadar diş macunu bile daha dişlerimin yarısını fırçalamadan köpürüp boşa gidiyor, bu macunda böyle bir sorun yok. Bu da yine herkesin hoşuna gitmeyebilir.


Biterse bu diş macununu tekrar alır mıyım? Almam. Neden o kadar güzel şeyler söyledin derseniz, birçok nedeni var. Birincisi dişlerimi öyle süper temizlediğini düşünmüyorum. Hem manuel fırçakya hem de elektrikli fırçayla denedim, istediğim pürüzsüzlüğü yakalamak için uğraşmam gerekiyor. Ayrıca dişlerimi sararttığını düşünüyorum. Yıllar önce piyasaya çıkan ilk hassas dişler için olan diş macunları da bu etkiyi, hatta daha şiddetlisini yapıyordu ama şimdi beyazlatıcıları bile çıktı. Bu dişmacunu ise kesinlikle beyazlatmıyor, hatta sararttığından şüpheleniyorum.


Lavera Basis Sansitiv Diş Macunu'nu bazı internet sitelerinden bulabilirsiniz ama buralarda aşırı fiyatlara satıldığını da söylemek zorundayım. Bu macunu bir daha almayacak olmamın nedenlerinden biri de bu, 75 ml.lik bir tüpe 15 lira + kargo vermeye değecek bir ürün değil bence. Ben bu macunu Almanya'dan 1,90 avroya almıştım ki 6 lira bile değildi yani.

Temiz içerikli olması hoşuma gittiği için fırsatım olursa yine Almanya'dan Lavera diş macunlarının beyazlatıcı bir çeşidini almak isterim. Fırsatınız olursa sizin de aklınızda olsun.

19 Ağustos 2014 Salı

Evde Manikür Kremi Yapıyoruz!

Hiç nemsiz bir cildim olmamasına hatta yüzüm yağlı olmasına rağmen iki noktayı nemlendirmeye doyamıyorum. Ayaklarım ve tırnak etrafındaki bölgeler. Bir de oje ve asetondan yıpranan tırnakları toparlama ihtiyacı var tabi. Ben de bu yüzden vazelin kullanıyordum. Etleri yumuşarsa da tırnaklarımı beslemiyordu. Tatlı badem yağı uyguladığımda tırnaklarım nemlenip güçleniyor. Bir de beyazlaşsın diye limon yağı… eehh dedim bu böyle olmaz, hepsini karıştırsam olmaz mı? İşte evde manikür kremi yapmaya böyle giriştim. Buyrun:



Malzemeler:

1. Balmumu
2. Tatlı badem yağı
3. Limon yağı

Aletler:
1. Rende
2. Krem kabı
3. Tatlı kaşığı
4. Cam kavanoz
5. Minik tencere
6. Geniş bir kap



* Önce temizlik. Kremde kullanacağım malzemelerle temas edecek olan fotoğraftaki parçaları kaynar su ve sirke ile temizledim. Sirkeli suda bekletip duruladım.


* Balmumunu rendeledim. Böylece balmumu daha kolay eriyip karışacak. Bir tatlı kaşığı balmumu rendesi yeterli. 


* Cam kavanozun içine 8 tatlı kaşığı badem yağı koydum. Kavanozu içi sıcak su dolu olan uygun boydaki tencerenin içine yerleştirdim ve kısık ateşte ısıttım. Yağ biraz ısınınca 1 tatlı kaşığı balmumunu içine ekledim ve eriyip resimdeki gibi şeffaflaşıncaya kadar karıştırdım.


* Bu karışımı krem kutusunun içine koyup içine 10-15 damla limon yağı ekledim ve kaşıkla iyice karıştırdım. Soğuyup katılaşıncaya kadar da ara ara karıştırmaya devam ettim. Böylece homojen şekilde soğumasını sağlamış oldum.


Sonuç katkısız, koruyucusuz, renklendiricisiz, doğal, temiz içerikli, limon kokulu ve son derece etkili bir krem! 

16 Ağustos 2014 Cumartesi

La Roche-Posay Effaclar Gel

la roche posay effaclar gel

İki buçuk aydır kullandığım benim için çok temel olan bir ürüne ayırıyorum bugünkü yazımı. La Roche-Posay Effaclar Gel yağlı ve hassas ciltler için üretilmiş bir yüz temizleme jeli. 

İki buçuk aydır her sabah ve akşam nohut kadar jeli ılık suyla ıslattığım elimde köpürtüp yine ıslak olan yüzüme uyguguluyorum. Çok güzel köpürüyor. Parmak uçlarımda özellikle çok sivilce çıkardığım yağlı olan bölgelere yoğunlaşıyorum. Sonra ılık suyla duruluyorum. Ciltten çok kolay arınıyor diyemem. Ne kadar az ürün kullanırsanız o kadar çabuk arınıyor ve temizlemesinde de azalma olmuyor. Fakat ürün jel formunda olduğu için ben nohuttan az ürün almakta zorlanıyorum. Bir gün az ürün kullanmayı başarsam ertesi gün el alışkanlığıyla yine fazla ürün alıyorum ki aslında yine çok fazla sayılmaz.


Kokusunu deterjana benzetenler olmuş. Alışılmış bir kokusu yok ama ben seviyorum, bence çok keskin ve ağır değil hatta ferah bir koku.

Ben ürünün etkisini çok beğendim. Cildi güzel temizliyor. Yağlı cilt için olan ürünler genelde cildi kurutup gerer. Bu ürün de biraz gerginlik yapıyor ama çok az bir nemlendirici ile onu hallediyorum. Yazın buna bile ihtiyaç duymadığım oluyor.

Bu tüpten önce yolculuklarda deneme boyunu kullanıyordum. O dönemde 4 günde düzenli kullanınca yıllardır alnımda olan ve market ürünleriyle geçiremediğim minik kurmızı pürüzleri geçirdi. 2 aydır sivilcem çıkıyor ama çoğu aylık hormonal denegesizliklerden kaynaklanıyor. Son günlerde bazı arkadaşlarım cildinde ne var, çok iyi görünüyor dedi. Pudra veya bb krem olmadığını söylediğimde ne kadar inandırabildim bilmiyorum. Bu durum tabiki sadece Effaclar Gel'den kaynaklanmıyor ama güzel temizlenmeyen bir cildin de iyi görünebileceğini sanmıyorum.


200 ml.lik tüpte sunuluyor. Ben henüz ürünün yarısına gelemedim. Günde iki kez kullanılırsa 6 ay dayanacağını düşünüyorum. Ürün açıldıktan sonra 12 ayda kullanılması gerekiyor.

İçindekiler fotoğraftaki gibi. SLS'ten hoşlanmayanlar olabilir ama ben önemsemiyorum. Bunun dışında parfüm ve phenoxyethanol dikkat çekiyor. Yağlı ciltler için olan ürünler SkinDeep sitesinde genelde sarı renkli oluyor, pek yeşil olan yok. La Rcohe-Posay Effaclar Gel de SkinDeep'te 10 üzernden 4 (sarı) puan almış.  Yani ben içeriğinden de memnunum.

Aynı serinin toniği olan La Roche-Posay Effaclar Tonik hakkındaki yorumlarımı da es geçmeyin.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Bioderma Photoderm Mineral SPF 50+


Yazın sonlarına yaklaşırken ben güneş ürünlerinden bahsetmeye devam ediyorum. Bu sefer konuğum Bioderma Photoderm Mineral SPF 50+.

Biliyorsunuz Bioderma dermokozmetik bir marka ve güneşten koruma konusunda da çok iyi. Bu kremin özelliklerinden en önemlisi kimyasal filitrelere alerjik ve güneşe karşı hassas ciltler için geliştirilmiş mineral filitreler içermesi. Bu krem de gerçekten güneşe karşı bir kalkan, ne kızarma ne yanma… Mineral filitre (çinko oksit, titanyum oksit) sağlıklı olması kadar fiziksel filitreler gibi beyaz ve kalın bir tabaka bırakmaması açısından da tercih ediliyor. Oysa bu krem aşağıdaki fotoğraftan da göreceğiniz gibi çok beyaz bir tabaka bırakıyor.

Ne kadar ''fluid'' dese de bu ürün krem formunda. Cilde yedirmek ve dağıtmak emek istiyor. Bıraktığı beyaz iz de düşünülürse yüz için uygun bir ürün değil. Komedojenik değildir dense de ben şüpheliyim. Bu yapısıyla özellikle normal ve daha yağlı ciltler için gözenekleri tıkayıcı olabileceğini düşünüyorum.


Ürün suya dayanıklı. Öyle ki bu kremi sürdükten bir saat sonra ellerimi yıkamaya kalktığımda su damlalarının kumaş üstünden kayar gibi cildimden kayıp gittiğini gördüm. Özellikle havuz/deniz başında ve açık havada spor yaparken çok işe yarıyor. Her an sizi çok iyi koruyor.

Kokusu yok, bu açıdan hem kokuya hassas olanlar için uygun hem de güneşte ciltte leke yapabilen parfümlerin kullanılmamış olması çok iyi.

100 ml.lik bir şişesi var. Fiyatı 40 ml.lik ürünlere göre daha uygun. Ayrıca parabensiz.

Sonuç olarak bu kremi günlük olarak yüz-boyun bölgesinde kullanmak isterseniz büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Ben bu ürünün spor, deniz, havuz gibi yerlerde özellikle vücut için uygun olduğunu düşünüyorum. Zor dağıtılsa da, beyaz iz bıraksa da ''aman tazelemeyi unuttum'' derdi olmadan, en hassas ve beyaz ciltleri bile korumak çok çok güzel.  Ben tazelemeye üşenmem, cildimde ağırlık olmasın derseniz bu ürünü beğenmezseniz daha iyi alternatifler bulabilirsiniz. İsterseniz bir de Nivea Sun Nemlendirici Güneş Spreyi'ne bakın.

12 Ağustos 2014 Salı

Garnier Saf & Temiz 3'ü 1 Arada Kampanyası


Garnier'in aslında uzun süredir piyasada olan ama son dönemde yoğun şekilde reklamını yaptığı bir ürünü var: Garnier Saf & Temiz 3'ü 1 Arada - temizleme, peeling, maske.

Bu ürün için oluşturulmuş olan http://cildineiyibak.garnier.com.tr adresli sayfadaysa ilginç bir kapmanya var. Sinem Kobal'ın sunduğu ufak bir test var, onu doğru yanıtlarsanız açılan pencerede sizden adresinizi ve adınızı yazmanızı istiyor ve bir ürünü denemeniz için size göndereceklerini söylüyor.

Gerçekten de gönderiyorlarmış. Ben geçen perşembe veya cuma öylesine yapmıştım, bugün (salı) elime fotoğrafını gördüğünüz ürün geçti. İçinden bir de cilt testi çıkıyor. Önce bu testi yapıp cilt tipimizi belirleyip yağlı veya karma ise ürünü 4 hafta kullanmamızı istiyor. Sonra da aynı testi tekrarlayarak farkı görebilecekmişiz.

Sonucu bilsem de ilk testi yaptım ve elbette cildim yağlı çıktı. Bakalım bir fark yaratacak mı gerçekten. Pek sanmıyorum ama ilerleyen günlerde maske olarak denemeyi düşünüyorum.

10 Ağustos 2014 Pazar

Superdrug Dead Sea Purifying Clay Mask


Yağlı ciltler için olan bir kil maskesi görürsem onu alır kullanırım! Bu kadar netim! Superdrug Dead Sea Purifying Clay Mask (Ölü Deniz Arındırıcı Kil Maskesi) de bu çerçevede kullanılmış bir maskeydi ya da kullanılamamış diyeyim. Dinleyin…

Maskede yağlı ve sivilceli ciltlere çok iyi gelecek olan okaliptüs, limon, cadı fındığı ve söğüt özü varmış. Kil zaten yağı emerek cildi temizleyen tek başına bile güzel bir malzeme. Hatta içinde aloe vera ve yeşil çay bile var. İçindekilerd eparaben yok ve BUAV onaylı bir ürünmüş.


15 ml.lik ürün serin ve temiz bir yerde saklamak kaydıyla size rahatça 2-3 defa yetecektir. Her zamanki gibi temiz cilde uygulayıp 10-15 dakika bekledikten sonra yıkamak gerekiyor. Kıvamını ve rengini aşağıdaki fotoğraftan görebilirsiniz. Kokusu belirgin ama rahatsız edici değil, biraz doğal otsu kokusu var.

Bu kadar bilgiden sonra tecrübeme gelelim. Bu ürünü ilk kez havuz başında geçirdiğim bir günden sonra kullandım. Tüm gün yüzümü güneşten çok iyi korumuş olmama rağmen yüzüm derhal yanmaya başladı. Henüz yüzümün tamamına maskeyi yayamamışken lavaboya koştum. Belki de yüzüm güneşten hassaslaşmıştır diyerek 2 gün sonra tekrar denedim. Bu sefer ilk anda o kadar yanmadı ama 2-3 dakika içinde yavaş yavaş yüzümdeki yanma dayanılmaz noktaya geldi. Ürünün bilgilerinde yanma olabilir demediği gibi iritiasyon testi yapın hassas ciltlerde kullanmayın yazıyordu. Hemen yüzümü yıkadım ve ürünün geri kalanını bitenler kutusuna attım. 


Benim cildim hassas olmamasına rağmen bu kadar acı çektiysem hassas ciltliler ne yapar bilemiyorum. Markanın diğer maskelerine de mesafeliyim şu an. Bir daha almayı düşünmüyorum, siz de deneyecekseniz bir paket alıp deneyin belki sizde de iritasyon yapabilir.


OY KULLANMAYI DA İHMAL ETMEYİN!

7 Ağustos 2014 Perşembe

Pantene Isıya Karşı Koruyucu Parlaklık Veren Saç Bakım Spreyi

pantene ısıdan koruyucu sprey

Yazın bile saçını kurutanlar? Ya saçını maşayla, düzleştiriciyle şekillendirmeden duramayanlar? İşte saçların kavrulmaması için kullandığımız ısıdan koruyucu spreylerinden biri: Pantene Isıya Karşı Koruyucu Parlaklık Veren Saç Bakım Spreyi

Bu spreyin vaatleri: saçları ısıdan korumak, parlaklık vermek, yumuşatmak, elektriklenmeyi önleyerek pürüzsüzleştirmek.

Bu benim kullandığım ilk ısıdan koruyucu  bu yüzden karşılaştırma yapmayacağım. Ayrıca sinüzit yüzünden mutlaka saçlarımı iyice kurutmak zorunda kaldığım için saçlarım ısıya çok sık maruz kalıyor ama maşa/düzleştirici kullanmıyorum. Şu an ürünün neredeyse sonuna geldim, 5-6 haftadır kullanıyorum. Yorumlarımı bu çerçevede değerlendirin.

Şimdi vaatlerine tekrar baktım, bir kere kesinlikle prüzsüzlük, elektriklenmeme gibi etkileri olmadı.  Oysa yeni çıkan kısa saçlarımın aralardan fırlayıvermesinden hoşlanmıyorum. Bazı günler o kadar tel tel oluyorum ki… Saçlarım 2 gün sonra kendine geliyor ama yine yıkanma zamanı gelmiş oluyor. Parlaklık derseniz zaten saçlarım parlak üstüne bir katkısını görmedim ama neyse bunu geçiyorum. Yumuşatmak? Yok burda da bir fark görmedim. Isıdan koruma? Bu özelliği bence bir şişeyle görmek imkansız. Aynı ürünü altı ay kullamak gerek ki saçtaki kuruma ve kırılma azalmış mı anlaşılabilsin. Zaten ısıdan koruyucular geçekten koruyor mu ondan da emin değilim :)

pantene ısıdan koruyucu sprey içindekiler

Bu spreyin gördüpünüz gibi camsiller gibi bir püskürtme mekanizması var. Bu mekanizmayla şişeyi hep dik tutmanız gerekiyor, yoksa düzgün püskürmüyor. Bu da saçın arkasına ürün uygulamayı zorlaştırıyor. 150 ml.lik bir ürün. Bana 5 haftadır yetti herhalde 1-2 hafta daha gider. Fiyatı 10 lira civarındaydı. Muadillerine göre pahalı değil ama ısıdan koruyucu sprey pahalı bir şey sanırım. 3-4 ayda 300 ml.lik bir şampuan bitirsem aynı sürede 2,5-3 şişe de sprey kullanmam gerekir ki bu da şampuana vereceğim paranın iki katı eder. Konuyu dağıttım…

Nasıl uyguluyorum? Şişenin üstünde yazdığı gibi şişeyi çalkalayıp nemini iyice aldığım saçımın her tarafına sıkıyorum sonra tahta tarakla tarıyorum. 

Hafif temiz bir kokusu var. Koku saçta da kalıyor, tekrar saçımı yıkayıncaya kadar kokuyu alabiliyorum. Saçımı sertleştirmedi ve ağırlaştırmadı. Benim kullandığım normal-kalın telli saçlar için olanı. Bir de ince telli saçlar için olanı var ki onun hiç ağırlaştırmayan hacim kazandıran bir yapısının olması gerek.

Özetle bana ne yararı ne zararı olan bir spreydi. Çok para vermediğim için pişman değilim, denemiş oldum, kokusu da güzeldi ama size kesin tavsiye ediyorum diyemem. İndirimlerde Giovanni 2chic Ultra Sleek Blow Out Sprey'i aldım onunla devam edeceğim.

Not: İki gündür bu spreyi kullanmıyorum ve saçlarım çok daha güzel şekil alıyor, özellikle uçlardaki o plastiğimsi yapay his gitti. Tavsiye edilecek bir ürün değilmiş gerçekten.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

The Body Shop Bakım Aksesuarları

The Body Shop uzun yıllardır alışveriş yaptığım her türden ürününü denediğim bir marka. Bunların arasında bakım aksesuarları da var. Bugün duş lifi, plastik ve tahta saplı ayak törpüsü ile bambu tarağa bir göz aracağız.


Duş lifinden başlayayım; nedir yani duş lifi işte ne farkı olabilir ki diyorsunuzdur. Haklısınız aslında, ben de acelem olan ve para harcamak istediğim bir günde almıştım. Sapı fotoğraftaki gibi ip değil de üstünde The Body Shop yazan bir kurdelaydı ve beyaz renkliydi. İlk kullandığımda baya şaşırdım çünkü maketten aldıklarıma göre çok daha tok yoğun bir yapısı vardı. Islanınca büzülüp kalmıyor bir hamlede geniş yüzeyi temizliyordu. Kullanmak çok keyifliydi. Beyaz olmasına rağmen rengi de çok değişmedi. Uzun süre de kullandım. Artık yırtılmaya başladığında da atmak zorunda kaldım. Atmadan önce halen sağlam olan düğümünü kesip lifte kullanılan fileyi açınca neden bu kadar tok ve pahalı olduğunu anladım. Normal bir life göre çok daha fazla file kullanılmış.


Tahta saplı ayak törpüsünü ben almadım, bir alışverişimde losyon ve çorapla birlikte set olarak verilmişti (Neden böyle hediyeler Türkiye'de verilmiyor?!). Aşağıda göreceğiniz plastik saplı ayak törpüsü eskiyip renk değiştirince bunu kullanmaya başladım. Tırnak törpüsüne benzeyen bir yapısı var ve yine çift taraflı. Törpü özelliği taşıyan yerler tahta sapa yapıştırılmış. Ben duşta kullanırken ucundan açılmaya başladı. Bir baktım ki üstünde 'do not use wet' diyor. Kuru kuru mu törpüleyeceğim topuğumu.Hiç denemedim açıkçası, tercihim suyla yumuşamışken topuklarımdaki ölü deriden kurtulmak. Bu ürünü beğendiğimi söyleyemiyorum ve tavsiye etmiyorum.
Plastik saplı ayak törpüsünü duşta kullanmak için almıştım. Ponza taşının yerini tutar mı diye de şüphe ettimiştim ama sapı ve iki farklı özellikte yüzü olması beni çekmişti. Duşun sonunda topuklarımı törpünün gri olan iri dişli tarafıyla, diğer sert yerlerini küçük dişli tarafıyla törpülüyordum. Gayet de memnun kaldım. Çok defa düşürmeme rağmen parçalamadı sadece köşesinden ufak bir parça koptu. Saplı olması da kullanım açısından kolaylık sağlıyordu. 


Bambu saç tarağını yeni kullanmaya başladım. Duştan sonra saçlarımı ıslakken fırçalıyor sonra kurutuyordum. Saçlarım düzgün kuruyor ama bu hareket saçların kırılmasına ve dökülmesine neden olabiliyormuş. Islakken saç bu tip hırpalanmalara karşı daha dirençsizmiş. İri dişli ve bambu bu tarağı duştan sonra kullanmak için aldım. Sonra gördüm ki tarağın üstünde de aynı şey yazıyor. Şimdilik çok memnunum. Fırçaya göre işimi kolaylaştırıyor ve o çatur çutur sesleri daha az duyuyorum.

Ürünler genel olarak mucize değil ve fiyatlarının da çok uygun olduğu söylenemez ama tahta saplı ayak törpüsü dışındakiler sizi memnun edecektir. Özellikle tarak ve plastik saplı ayak törpüsünü tavsiye ederim.

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Taze Bitti - 6


İşte en sevdiğim yazıya sıra geldi. Okumayı seviyorum, yazmayı seviyorum, yazdıktan sonra hepsini çöpe atmayı daha çok seviyorum :)

Önce yüzümde kullandıklarımla başlayayım:



1- Garnier Kusursuz Makyaj Temizleme Suyu: Bu ürün ilk çıktığında alıp kullanmaya başlamıştım, detaylı YAZISINDA anlattığım gibi gayet memnun da kaldım. İndirimden aldığım diğer şişeyi de açtım.

2- Bioderma Photoderm Max Fluid SPF 50: Sonunda bitti! Her sabah bol miktarda kullandım ve ancak 6 buçuk ayda bitirebildim. Güneşten mükemmel koruyan ama yağlı cildimi acayip patlatan bir üründü. Özellikle havalar ısınınca parlama da bir üst seviyeye çıktı. Bu yüzden bir an önce bitmesini istiyordum. Bitince de bir burukluk hissetmedim değil :) Cilt tarafından kolay emilmemesi ve parlama yapması dışında içeriğiyle, korumasıyla harika bir ürün. Detaylar ŞURADA.

3- Apaks Pamuk: Son 3-4 aydır hep bu markayı kullanıyorum, hem ucuz hem de performansı iyi. Tavsiye derim.

Sıra maskelerde:


4- Avene Cleanance Masque: Cildi kurutmamasını, tahriş etmemesini bir yandan da temizlemesini, o arada da peeling yapmasını beğendim. Zor durulanması ve yanma-batma hissi yaratmasını sevmedim. Detaylar BURADA. Hep aynı maskeyi kullanmaktan sıkıldım. Elimde çeşit çeşit paket maskeler var, şimdi onları kullanacağım.

5- Isana Saç Maskesi: Saçlarımı çok uzun süredir kestirmedim haliyle boyları sağlıklı olmasına rağmen uçlar biraz kırılıp sertleşti. Bu maskeyi de saçlarımı yumuşatsın diye almıştım. Sadece saç uçlarıma uyguladım ve 2-3 dakika sonra duruladım. Bir tüp üç uygulamaya yetti. Saçlarımı yumuşattı gerçekten, güzel oldu ara ara indirimde alıp kullanabilirim. Detaylı yazısı BURADA.

6- Montagne Juenesse Blemish Mud Makse: Yağlı, akneli ciltlere uygun aloe veralı ve söğüt özlü bir kil maskesiydi ve çok sevdim. Cildimi çok kurutsa da, zor durulansa da etkili ve ferah bir maskeydi. Tekrar alabilirim. Yorumlarımın hepsini ŞU YAZIDA paylaştım.

Ve diğerleri:


7- Adidas Smooth Shower Milk: Azıcık kullanınca çılgınca köpüren bu yüzden bana ve misafirlerime 5 ay yeten bir üründü. İçindeki parçacıkları, temizlemesini ve cildi kurutmamasını beğendim. Şimdi başlayıp bitirmediğim Nivea duş jeliyle devam ediyorum ama sonra yeniden alabilirim. Detaylar BU YAZIDA.

8- L'oreal Lumimagique Fondöten (N4 Pure Beige - Tester): 3 uygulamalık ürün vardı ben iki kez kullandım. Hiç fondöten kullanmadığım için pek kıyaslayamıyorum. İlk anda ince kıvanı ve "glowy" duruşuyla hoşuma gitti ama kesinlikle benimki gibi yağlı ciltlere uygun değil. Pudra geçmeme rağmen parladı, pudrayı tazeledim yine parladı. Gözeneklerim de ortaya çıktı haliyle. İnanılmaz! Temizlerken de zorlandım. Fondöten bana göre değil.

9- Ev Yapımı Manikür Kremi: Bitirdiklerim içinde en beğendiğim ellerimle yaptığım manikür kremiydi :D Badem yağı, limon yağı ve vazelinden oluşan bu kremin benzerini de annem için yaptım ve o da çok beğendi. Ojeden kuruyan tırnaklarıma ve tırnak etlerime çok iyi geldi, el ısısında hemen sıvılaşan krem kolayca emildi. Koruyucu, renklendirici, parfüm yok! Mis gibi de limon kokuyor. Nasıl öveceğimi bilemedim, yakında tarifini buradan paylaşmayı düşünüyorum.

Darısı ağustosun başına.