13 Temmuz 2014 Pazar

Nivea Sun Nemlendirici Güneş Spreyi (GKF 30)


Kimler yazlığın yolunu tuttu? Bayram tatili olsa da denize koşsak diyenler? Yanınıza almanız gereken en önemli şeylerden biri güneşten koruyucu krem. Arko Nem Bebek Güneş Kremi ve Bioderma Photoderm Max Ultra-Fluid SPF 50 daha önce anlatılmıştı. Bu sefer vücudunuz için tercih edebileceğiniz Nivea Sun Nemlendirici Güneş Spreyinden (GKF 30) bahsedeceğim.

Nivea'nın bu ürünü bronzlaşmamış açık tenliler için 30 faktörlük güneş koruması sunuyor. Suya dayanıklı ama elbette suyla temas ve sürtünmeden sonra tazelemeniz gerekiyor. Nemlendirici özelliği ise bir artı. Güneşe, tuzlu suya ve ve tüm dış etkenlere rağmen bacaklarımın ipek gibi olmasını bu ürüne bağlıyorum. Şeytan diyor ki kışın da nemlendirici olarak kullan :) Ürün hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruma sağlıyor. Güneşten koruması ise bence gayet güzel. Esmer olduğum için aslında çok çabuk bronzlaşırım ama bu ürünle 6 günde çok az bronzlaştım ve soyulma, acıma, kızarma gibi rahatsızlıkları hiç yaşamadım.


Kullanmadan önce şişeyi iyice çalkalayıp uygulamak istediğiniz yere sıkıyorsunuz. Küçük alanlara uygularken avucunuza sıkıp öyle sürmeniz daha temiz ve kolay oluyor. Yüzünüze sprey olarak uygulamaya ve solumamaya da dikkat etmek gerek. Sprey olması ürün miktarını ayarlamak ve ürün azalıncada kolayca almak için çok uygun. Ben beğendim. Sprey olabilmesi için çok ince yağılı olması gerekiyor elbette. Gerçekten losyondan bile ince bir yapısı var. İlk anda bile beyaz iz bırakmıyor. Çok kolay emiliyor. Biraz yapışkan his bıraksa da ağırlık hissi bırakmıyor. Eskiden güneş kremleri sivilce yapardı bende. Bu kremle sivilce sorunu veya alerjik reaksiyon yaşamadım.


Ürünün içeriğini yukarıda görüyorsunuz. Paraben, alkol, parfüm… İçerik konusunda hassas olanlar bu ürünü tercih etmeyebilir. Parabenler nispeten daha az zararlı olan türler ve alkol de bu ürünün ince yapılı olması için gerekli bir madde. Zaten nemlendirmesi gayet iyi. Her gün kullandığım bir ürün olmadığı için ben içeriği pek önemsemiyorum. Açıldıktan sonra 12 ay içinde kullanılması gerekiyor. Elbette 200 ml.lik bir ürünü bir haftalık tatilde bir kişinin bitirmesi imkansız. Güneş kremleri böyle boşa gidince üzülüyorum ama yapacak bir şey yok.

Henüz güneş kreminizi almadıysanız tavsiye ederim. İndirimli de bulabilirsiniz.

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Arko Nem Bebek Güneş Kremi (50 SPF)


Bir gün güneş kremim olmadığını ama o hafta sonu çok güneş göreceğimi fark ettim. Kozmetik mağazasında yüksek korumalı ve ucuz bir ürün aradım. Sonunda Arko Nem Bebek Güneş Kremi'ni sepete attım. Bu seçimde ürünün paraben içermemesi, UVB kadar UVA'ya karşı da yüksek koruma sağlaması, suya dayanıklı olması ve cildi nemlendirmesi etkili oldu. Bir de bebek ürünü olunca daha temiz ve hassas bir ürün olabileceğini düşünmüştüm. Benim bebekten neyim eksik? :)


İnternet sitesinde adına ne kadar süt dense de aslında bu ürün bir krem. Koyu kıvamlı ve sürdüğünüzde cilde iyice yedirmeniz lazım. İyice yayınca beyaz iz bırakmıyor, ki bebeklerin de beyaz izi önemseyeceğini sanmıyorum. Yalnız krem çok yağlı ve kesinlikle cilt tarafından emilmiyor. Üstelik elinizi değdiğinizde yapışkanlığı hissediyorsunuz. Bir de yağlı ciltli olduğumu ve ürünü sıcak yaz günlerinde kullanmaya kalktığımı düşünürseniz memnun kalmamam çok normal herhalde.

İçeriğini aşağıda görüyorsunuz. Parfüm yazmıyor ama bence olabilir çünkü krem hindistan cevizi gibi kokuyor. Sanırım bu bir güneş kremi klasiği. Çocukların hoşuna gidibilir belki. Ben kokusundan rahatsız olmadım ama kokusuz olmasını tercih ederdim.


Güneşten koruması ise fena değil. 10 günlük deniz-güneş-kum tatilinde kullanmıştım, biraz bronzlaşsam da yanık, kızarma, acı gibi sorunlar yaşamadım. Cildimin renk değiştirmesine bile izin vermeyen kremler tercihim çünkü cildim güneşe karşı hassas ve hemen çillenip lekeleniyor. Daha sonra kışın birkaç ay kullandım. Kışın biraz daha katlanılabilir olsa da ürünü bitirmeden Ocak ayında Bioderma Photoderm  Max Ultra-Fluid SPF 50 kullanmaya başladım.

Benim şikayetçi olduğum noktalar bebek ve çocukların kullanımı açısından sorun olmayabilir. Fakat bu yağlı ve yapışkan yapının çocuklarda da rahatsızlık yaratması ve çocuğun krem kullanmaya direnmesi sonucunu doğurabilir. Yine de uygun fiyatlı denenebilecek bir ürün. Benim gibi parlak fikirli yetişkinlere ise hiç tavsiye etmiyorum. Elimde kolumda kullanarak bitirmeye çalışacağım ama başaracağımı sanmıyorum.

10 Temmuz 2014 Perşembe

Alverde Aynısefalı El Kremi

Minik bir yorum olacak bu, aslında hiç olmayabilirdi de ama Alverde Aynısefalı El Kremi'ni (Alverde Calendula Handcreme) o kadar beğendim ki Bakımsal Şeyler'de bulunsun istedim.


Bu kremi Hamburg'a gittiğimde Bundikowsky'den "aa küçük boy el kremi, lazım oluyor ama memlekette bulunmuyor" diyerek aldım. 25 ml.lik vidalı kapaklı bir ürün. Herhalde 2 avronun altındaydı fiyatı.
Türkiye'ye dönüp kullanmaya başladığımda kıştı ve büyük boyunu almadığıma çok üzüldüm. Keskin ve yoğun kokuları sevmediğim halde bu el kremimin kokusuna bayıldım. Aslında alışılmış kremin dışında, otsu bir çiçek kokusuna sahip. Herkes sevmeye bilir. Yalnız bu koku o kadar doğal ki insan böyle kokan bir şey şifalı olmalı diye düşünüyor. Zaten Alverde "naturkosmetik" kategorisinde bir ürün. Markanın ürünleri genel olarak paraben, petrol türevi kimyasallar, yapay kokular içermiyor. Kokular doğal yağlardan elde ediliyor. İçeriğini şöyle:
Aqua, Glycine Soja Oil*, Alcohol*, Olea Europaea Fruit Oil*, Glycerin, Butyrospermum Parkii Butter*, Myristyl Alcohol, Cetearyl Alcohol, Glyceryl Stearate Citrate, Caprylic/Capric Triglyceride, Cera Alba*, Cellulose, Calendula Officinalis Flower Extract*, Xanthan Gum, Aloe Barbadensis Leaf Juice*, Tocopheryl Acetate, Tocopherol, Ascorbyl Palmitate, Helianthus Annuus Seed Oil, Parfum**, Limonene**, Linalool**, Geraniol**, Citral**, Citronellol**, Farnesol**, Benzyl Benzoate*** ingredients from certified organic agriculture** from natural essential oils
Etkisi de içeriği ve kokusu kadar güzel. Hemen emilmiyor ama asla yağlı bir yapısı yok. Ellerimi kadife gibi yapıyor ve bu etki kısa süreli değil, azalsa da gün boyu sürüyor. Ellerim hiç kuru değildir. Bu krem yazın bana her el yıkamadan sonra kullanmak için biraz fazla olabilir ama kışın tam istediğim gibi; etkili ve ağır his bırakmayan bir krem. İçeriğindeki aynısefa egzemadan sivilce izlerine kadar pek çok deri sorununda faydalıymış. İçinde shea yağı ve aloe vera da var.
Maalesef ülkemizde temin etmek mümkün değil ama bir gün yolunuz Almanya'ya düşerse veya oradan bir tanıdığınız gelirse bu kremi de mutlaka bir düşünün. Tam boyunun fiyatını bilmiyorum ama hiç pahalı olmadığına eminim. Bundikowsky veya DM (Alverde zaten DM'nin markası) dükkanlarında bulabilirsiniz.

8 Temmuz 2014 Salı

Strawberrynet Macerası

Biraz nostalji yapalım mı? Strawberrynet'ten Türkiye'de bulunmayan markaların ürünlerini, indirimli parfümleri, çok ucuza makyaj ve bakım malzemesi aldığımız mutlu günleri hatılıyor musunuz? Ben bütün ihtiyacımı Strawberrynet'ten karşılıyor, canım sıkıldıkça girip ne varmış diye bakıyordum eskiden. Sonra yasaklar gelince bir yıl kadar stoklarımla idare ettim, ardından da bakımda "high end" kullanmayı bırakıp market ürünlerine yöneldim. Watsons, Gratis, yurtdışı seyahatleri ve son zamanlarda internet eczaneleri derken istisnalar dışında "high end" bakım ürünlerine hiç bulaşmadım. 


Neyse efendim yurt dışında yaşayan bir arkadaşımın ülkeye geleceğini duyunca aklıma eski günler geldi, onun adresine Strawberrynet'ten sipariş verdim. İşte maceramız böyle başladı. Sonra o Türkiye'ye gelinceye kadar paket ona ulaşmadı, 2 hafta sonra o döndüğünde paketin gümrükte olduğunu öğrendik. Sonra gümrük işlemleri sürdü, fazladan para vermek gerekmedi neyse ki. Sonra o paket gümrükten alınıp Türkiye'ye gelen başka birine verildi, onun iş yerinde çalışan başka bir arkadaşım da alıp buluştuğumuzda bana verdi. Tüm bunlar bir buçuk ay sürdü! :) Bir ara paketten umudumu kesmiştim. Gelin şimdi neler aldım ve tüm bunlardan sonra ürünler ne halde ona bakalım.

Aslında ben sadece iki ürün aldım: Shiseido Satin Eye Color Trio (Boudoir) ve H2O+ Spa Mint Foot Rub. Diğerleri uzun süreden sonra ilk kez alışveriş yaptığım için gönderilen eşantiyonlar ki zaten Strawberrynet bu açıdan da sevgimizi kazanmıştı eskiden de. Korres Lip Pen kahverengimsi bir ruj bu yüzden kullanmayacağım ama Olay White Radiance Protective Cream güneş koruma faktörüyle ilgimi çekti, Max Factor Vibrant Curve Effect Lip Gloss ise parlatıcılara olan sevgim nedeniyle elimdekiler bitince kullanılabilir.


Bu benim 10. siparişim olduğu için %10 indirim, 2 ürün aldığım için %2 indirim ve o güne özel cilt bakım ürünlerinde %15 indirimden faydalandım. Sonuçta hepsine yaklaşık 100 lira ödedim, zaten sadece farın etiket fiyatı 140 lira. Gördüğünüz gibi ürünler sıkıca paketlenmiş, köpüklerle desteklenmiş ve sapasağlam! Son kullanma tarihlerine de baktım sorun yok.

Bu yazıyı maceramı sizle paylaşmak ve bu kozmetik yasağı saçmalığını bir kere daha gündeme getirmek için yazdım aslında. Kontrolsüz, izinleri alınmamış, zararlı ürünler memlekete girmesin diye uydurdular bu yasağı güya. Bir tek Strawberrynet etkilendi ne hikmetse bundan. Diğer sitelerden siparişler kör topal bir şekilde geliyor. Gördüğünüz gibi valizlerde de kontrol yok, istediğini alıp gelebiliyorsun. Hayır televizyonlarda fabrika yapımı %100 mısır şurubu balların 10 tanesi 10 liraya satılırken halkın sağlığını ünlü markaların kozmetik ürünleri mi tehdit ediyor?! Burada biri güzel kar etti ama kim bilmiyorum.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Avene Couvrance Stick Kapatıcı (Mercan)


Ten makyajı yapmakyan hiç hoşlamıyorum ama bazen göz altı morluklarım bazen de sivilcelerim en azından bir kapatıcı kullanmamı zorunlu kılıyor. Ben de cildime en az yük getirecek bir kapatıcı aradım ve Avene markasına da güvenerek markanın makyaj ürünleri serisi olan Couvrance'dan stik kapatıcıyı seçtim. Bu ürünün üç rengi var: yeşil kızarıklıklar için, sarı morluklar için, fotoğrafta gördüğünüz mercan ise kahverengi lekeler için. Hamilelik lekeleri, hiperpigmentasyon, kahverengi yara izleri gibi...


Bu ürünün kullanma talimatlarını aşağıda görüyorsunuz. Sorununuza uygun renkteki kapatıcıyı uygulayıp biraz yedirdikten sonra bir fondöten veya başka bir ten ürünü ile cildinizi tek renk yapmanız tavsiye ediliyor. Yani bu kapatıcı ten makyajının kapatamadığı renk sorunlarını ten ürünüyle kapatılabilecek şekilde nötrleyen bir ürün. Ben ten makyajı yapmadığım için kapatıcıyı uygulayıp bırakıyorum. Çok dikkat çekmemesi için iyice dağıtıyorum, haliyle kapatıcılığı yarı yarıya gidiyor ama benim işimi de görüyor. Önceleri ürünü direk kapatmak istediğim yere sürsem de  kullanma talimayındaki gibi patmak uçlarıyla  uygulamanın daha iyi sonuç verdiğini gördüm. Çünkü ürün baya ser ve parmakta vücut ısıyla yumuşuyor, daha güzel sürülüyor. Göz altlarına uygularken  bölgeyi nemlendirmekte fayda var. 

Gerçekten de kırmızı sivilcelerdense koyu renkli göz altlarımda ve artık son evresindeki koyu renkli sivilcelerde daha başarılı bir performans sergiliyor. Ürünün sadece kapatmayıp aynı zamanda 30 spf sunması çok hoşuma gitti. Alırken bu özelliğini bilmiyordum, kutusunun üstüne küçücük yazmışlar. İçeriğinde koruyucu ve koku yok. Aynı zamanda suya ve tere de dayanıklı. Kalıcılığını beğendim. Göz altlarımda günün sonunda çok hafif çizgilere oturdu ama bence sorun değil. 

Tek renk olması herkesin doğrudan kapatıcı kullanmasına engel olabilir. Buğday ve esmer tenliler kullanabilir bence. Üzerine fondöten veya renkli pudra geçecekseniz cilt tonunuzdan bağımsız şekilde kullanabileceğinizi düşünüyorum ki ürünün iddiası da bu yönde.


Akma, bulaşma derdi olmadığından aslında çantada taşınabilecek bir kapatıcı ama ambalajı çok kalitesiz çıktı. Bir gün bile yanımda taşımadığım halde, yani bir nevi kapalı otopark aracı olmasına rağmen kapağının baya kenarları çatlamış. Biraz daha hırpalanırsa kapaksız kalmaktan korkuyorum. Parfümsüz ve koruyucusuz olduğunu söylemiştim. İçindekilerin detayı aşağıda: 


Sonuç: Bir kapatıcı olarak ne harika ne kötü. Kozmetik markaları arasında çok daha iyi ürünler bulabilirsiniz. İçeriği temiz olsun, hassas ciltte de kullanılabilsin, zararı minimum olsun diye kaygılarınız varsa Avene Couvrance Stick Kapatıcı bir adım öne çıkıyor. Göz altı, sivilce ve tahriş olmuş cilt gibi hassas yerler için benim de benzer kaygılarım daha önce. O yüzden bu kapatıcıdan memnunum.

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Taze Bitti - 5



Haziran ayında beklemediğim kadar çok ürün bitirdim. Çoğunuza göre fazla olmayabilir ama hemen hepsi son iki haftada bitince ne oluyor dedim :D Gelin beraber inceleyelim. Önce cilt ürünleri:


1- Avene Cleanance Emulsion: Çok hafif, yağlı ciltlere için üretilmiş, su bazlı bir nemlendiriciydi. Memnun kaldım. Sadece akşamları kullandığım için bana 6 ay yetti. Son kullanma tarihine 2 hafta kala bende alerji yaptı. Yani yüzümde beliren renksiz ve kaşıntısız kabartıların sorumlusu bu krem olabilir diye tahmin ediyorum. İçinde çok az kalmıştı, onu da kollarıma sürüp bitirdim. Demem o ki son kullanma tarihine dikkat ederek kullanın. Detaylı yazısı BURADA.

2- Avene Cleanance Lotion: Pudralı ve çift fazlı, cildi matlaştıran bir tonikti. İçinde alkol olsa da bence son derece nazik bir ürün. Gözenekleri sıkıştırmadı ama cilt temizliğini güzel destekledi. Bıraktığı yapışkan hissini sevemedim. Yağlı bir cildiniz varsa detaylı yazısını da ŞURADAN okuduktan sonra kullanabilirsiniz.

3- Apaks Makyaj Temizleme Pedi: Normalde bir aldığım pamuğu bir daha almam, pamuğum bittiğinde markette bulduğum en ucuz pamuğu alıveririm. Apaks marka pamuklardan bunlara birlikte dört paket bitirmiş oldum. Hem ucuz, hem yumuşak, hem tüysüz. Bazı paketlerdeki pamukların kenarındaki dikişler açık olsa da ben beğendim.


Sıra vücut ürünlerinde:

4- Sebamed Fresh Shower Duş Jeli: Kokusu farklı ve temizliğinden de çok memnun kalmadım. Zaten detaylıca BURADA yazdım. Ben bir daha almayı düşünmüyorum ama her gün kullansanız da cildinizi kurutmayan, kloru vücuttan güzel temizleyen bir jel arıyorsanız size göre olabilir.

5- Adidas Pure Ligthness Body Fragrance: Vücut kokusu olduğundan hiç kalıcı olmayan, ama temiz, ferah, ucuz ve indirimli haliyle daha da ucuz olan bir koku. Parfüm gibi kalıcı ve yoğun kokular kullanmak istemediğimde, saçımdaki sigara kokusunu çıkarmak için fırçaya sıkarak, yolculuklarda kırılırsa üzüleceğim parfümlerimin yerine kullandım. Memnun da kaldım. Şimdi elimde başka ucuz parfümler var onları kullanmayı düşünüyorum. İleride yine alabilirim.

6- Helen Harper Günlük Ped: Tabiki her ay bir sürü ped gidiyor ama normalde kullanmadığım, denemek için aldığım bu ürünü yazayım da denemediyseniz fikriniz olsun dedim. Diğerlerine göre ucuz olduğu için değişiklik olur diye almıştım. Pişman da olmadım ama bana biraz kalın geldi. Günlük pedin aylık pede çalan hali gibi. Regl döneminin sonunda kullanmak için iyi aslında :) Bir de pedler tek tek paketlenmemiş. Bu büyük bir dezavantaj bence. Bu nedenle banyoya koyup öyle kullandım yanımda taşımadım. Daha iyi alternatifler var.


Son olarak ojeyle mücadelemin sonuçlarına ve dişlere bakıyoruz:

7- Sensodyne Ferah Nefes Diş Macunu: Dişlerim eskiden çok hassastı, sıcak-soğuk, tatlı-ekşi çok sızlatıyordu. Hatta bazen durduk yere sızlardı. İlk çıktığı günden beri hassas dişler için olan macunları kullanıyorum. Bu macunun dişleri diğerleri gibi sarartmıyor. Dişlerimde de eskisi gibi bir hassasiyet uzun zamandır yok. Ama tadındaki hafif acılık ve nanenin keskinliği bana fazla geliyor. Şimdi elimdeki başka macunları kullanacağım ama ileride yeniden alabilirim. Naneli şerit olmayanlarından tabi.

8- Oral-B Satin Tape Diş İpi: Diş doktorlarının hayatta en sevdiği şey diş ipi olabilir. Bu diş ipini dişlerimin ne kadar sıkı olduğunu bilen doktorum önermişti. Gerçekten de başka hiçbir diş ipi dişlerimin arasına giremiyor. Memnun değilim deme lüksüm yok :) Zaten parçalanmayan, ferah bir his veren, güzel temizleyen bir ürün. Tek eksisi şerit halinde olduğu için dikkatli kullanmak gerekiyor yoksa diş etinizi kanatıyor. Hoş o ince yapısı olmasa zaten ben kullanamazdım. Şimdi Oral-B Sensitive'i deneyeceğim. 

9- Benri Hassas Tırnaklar İçin Aseton: Normal bir aseton, ne oje çıkarması ekstra güçlü ne de tırnaklara karşı ekstra hassas. Hatta bu asetonu kullanırken tırnaklarım kurudu, üstünde beyaz çizgiler oluştu. Aseton ne kadar nazik olabilir ki zaten. Direk koklamazsanız konusu baya hafif ama bir de koklarsanız burnunuz yanıyor. Tekrar asetonsuz çıkarıcılara dönüyorum.

10- Eklips Oje Düzeltici Kalem: Benim gibi oje sürmeyi beceremeyenlerdenseniz bu kalemleri görüp çok sevinmişsinizdir. Bu benim ilk oje düzeltici kalemim ve hiç memnun kalmadım. Keçe ucu çok yumuşakmış hemen dağıldı. Asetonu da çok çabuk kurudu. Zaten ojeyi zor çıkarıyordu. Hiç beğenmedim.

Eylülde yurtdışına çıkacağım, oradan bir sürü yeni ürün almayı planlıyorum. Umarım her ay böyle gider de evdekiler azalır, hatta biter :)

1 Temmuz 2014 Salı

Pencere Mimi (Spor Salonu Versiyonu)

Viva Makyaj ilginç bir mim yazısı yazmış, beni de mimlemiş. Pencere mimi çok ilginç; diğerlerinde olduğu gibi soruya cevap vermiyoruz da bir gözlem yapıp yazıyoruz. Tam olarak pencere veya camadan bakıp gördüğümüz ilk kişiyi inceliyoruz, ne giymiş, kaç yaşında, nasıl görünüyor…

Viva ıssız bir yerde oturduğu için çok zorlanmış :) Ben de 9 katta ve sakin bir semtte oturuyorum. Bu yüzden birilerini görsem de incelemem çok zor. Ama aslında düzenli olarak insanları inceleyip durduğum bir yer var: spor salonu. Kardiyo beni ölümüne sıktığı için gelip gidenlere bakıp kendimi oyalamaya çalışıyorum. Son birkaç haftadır da bir tip spor salonu müdavimi dikkatimi çekiyordu. bu sevileyle ben de onu yazayım dedim.

Temsili (Yaşlar azıcık büyük ama olsun)

Bu tip lisenin sonunda veya üniversitenin ilk yılında olan gencecik kızlar. Çoğu da çıtı pıtı, gençliğin verdiği formla fit olan kızlar. Neden spor salonuna geliyorlar? Spor yapmalarına hiç itirazım yok ama spor salonu garip değil mi? Ben onların yaşındayken ne yapıyordum diye düşündüm de, tenis oynuyordum. Bazen voleybol maçı yapardık okulda. Bir de kampüs çok büyüktü her yere de yürürdük, hatta bazen hava güzel yürüyelim diyip dolmuşa binmez yarım saat sohbet ede ede giderdik. Spor salonunda abductor aletinin başında olmak bu genç kızlar için çok yapay bir şey bence.

Kızlar genelde bir-iki arkadaşlarıyla geliyorlar ve ellerinden telefonlarını bırakmadan, konuşarak, şakalaşarak, ordan oraya gezinerek sporlarını yapıyorlar. Öncelikleri spor olamdığı için de çok tempolu, verimli bir seans geçirdiklerini sanmıyorum. Yalnız birkaç gün önce karşılaştığım genç kız çok tipik bir örnekti. Onu anlatacağım.

Decathlon'dan alınmış spor tişörtü ve siyah taytıyla spora çok hazır görünüyordu. Tabiki elinde telefonu vardır. Yeni program hazırlandığı zaman hoca programdaki ilk etabı anlatıyor, o bitince yanına gidiyorsunuz ikinci bölümü gösteriyor. Spor hocalarından biri de ona şimdi şu kadar dakika yürü, bu kadar dakika cross, sonra şu hareketler diye anlatıyordu. Hoca gittikten sonra yanyana cross (eliptik bisiklet) çalışmaya başladık. Ben önce yarım saat yürüdüğüm için artık kıpkırmızı olmuşum, kanter içindeyim. Kızcağız elinden telefonunu bırakamadığı için konsantre olamıyor. Bir duruyor, bir çeviriyor, biraz yavaşlayıp sonra hızlanıyor. Neyse ben 20 dakikamı tamamlayınca ağırlık aletlerine geçtim. O alletten bu alete giderken bir baktım yine o genç kız. Hoca matta yapılacak hareketleri gösteriyor. Ben de esnerken aynadan bakıyorum hangi hareketleri verecek acaba diye. Hoca üç hareketi gösterdikten sonra normalde yapmadığı halde hadi şimdi de sen yap göreyim dedi. Kız ilk hareketi yaptı, ikinci hareketi unutmuş… Hareketi yanlış yapabilir, çok normal, hoca onu düzeltmek için var ama hareketin ne olduğunu tamamen unutmak nedir? Eminim kız aptal filan değil ama aklı başka yerde. Sanki onu zorla getirmişler, sanki spor yapmak istemiyor. Ben başka bölümdeki aletlerle 5 dakikalık bir çalışmadan sonra dumbelllar için matların olduğu salona geri döndüm. Kız matta hocanın bıraktığı gibi oturuyor, telefonunu kurcalıyordu. Birbirimize kaçamak bakışlar fırlatıyoruz. Dedimki her halde benden çekiniyor. Olabilir, ilk günler yanlış yaparım, kızarırım, zorlanırım diye düşünüp benim gitmemi bekliyor olabilir. Böyle düşündüğüm için esneme hareketlerini yapmadan çıktım. Çıkarken dikkat ettim kız damla terlememişti, saçı bile bozulmamıştı. Bense kıpkırmızıyım, saçlarım yüzüme gözüme yapışmış, tişörtüm terden ıslanmış. Ben de normal değilim, kimse benim kadar terleyip kızarmamalı ama o da normal değil :)

Aynı gün spor ve fitness ile ilgilenen bir arkadaşımı gördüm. Durumu ona da anlattım. Spor yapmayacaklarsa neden hiç de küçük olmayan paralar verip salona yazılıyorlar, hadi yazıldılar neden bir damla bile termeleyeceklerse kalkıp geliyorlar dedim. Bana instagramım olup olmadığını sordu. Hayır dedim. Peki ya Med Cezir diye dizi var onu gördün mü dedi. Aklıma sadece iki başrol oyuncusu geldi ama dizi nasıl bir şey bilmiyorum. Bunları anlamadan o kızları anlayamazsın dedi. Instagram'da dümdüz karınlarla çekilmiş bikinili fotoğraflar modaymış. Dizide de kızlar spor salonuna gidiyor herhalde. 

Benimki gözlemden çok dedikodu oldu galiba :D Viva'ya da teşekkür ederim beni mimleyip içimi dökmeme vesile olduğu için.

Kim dilerse kendini mimlenmiş saysın!