çiçeksi kokular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçeksi kokular etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2016 Pazartesi

M&S Butterfly Eau De Toilette


Çantada taşımalık parfüm bakarken Marks & Spencer'ın kokularından iki tane almıştım. Önce Azur Breeze'i kullandım ve yazdım. Şimdi de Butterfly Eau de Toilette'i kullanıp yarısını bitirdim. İki kokuyu da neye benzediklerini bilmeden almıştım. İlk kokuya pek ısınamamıştım ama Butterfly tam benlik bir koku çıktı.

Butterfly meyve (elma, salatalık) notalarıyla açılış yapan daha sonra çiçek (manolya, menekşe) kokularına geçen bir koku. Notalar biraz sert, geçişler keskin ve çabuk ama uygun fiyatlı parfümlerde olağan şeyler bunlar. 

Son derece taze, hafif, genç işi, temiz bir koku. Bu haliyle hafta sonları veya bahar ve yaz aylarında gündüzleri kullanılmaya çok müsait. Yayılımı orta seviyede, kalıcılığı ise kumaşlarda baya iyi.

Burada gördüğünüz Butterfly'ın 25 ml.lik minik boyu. Orijinal boy ürünün yuvarlak açık yeşil bir şişesi ve plastik kapağında da kocaman bir kelebeği var. Şişeden de anlayabileceğiniz gibi bu koku aslında Marc Jacobs'ın Daisy'sinin muadili olarak üretilmiş. Elma notaları bana DNKY Be Delicious'ını da hatırlattı.

Bu tarz kokuları seviyorsanız ve parfüme de fazla para vermek istemiyorsanız denemenizi öneririm. Butterfly denediğim high-end olmayan parfümler arasında en beğendiğim oldu. 

7 Şubat 2016 Pazar

Palmolive Duş Jelleri


Sanırım duş jeli kullanan hemen herkes Palmolive Duş Jellerini kullanmıştır. Belki 10 yıl önce denediğimde cildimden arınmadığını, beni kaşındırdırğını düşünerek kullanmayı bıraktım. Sonunda Palmolive Thermal Spa'nın kokusuna dayanamayarak Palmolive'e yeniden şans verdim. Bir alana bir bedava kampanyası olduğu için de sepete Palmolive Aroma Therapy duş jelini de attım.

İki duş jeli de bu sefer beni kaşındırmadı. Jellerin durulanmadığı hissine de kapılmadım. 10 yıl içinde ürünlerin farmülasyonunun iyi yönde değiştiğini düşünüyorum. Bence tek olumsuz değişiklik Thermal Spa'daki taneciklerin azalıp küçülmesi olmuş. Ben granüllü duş jellerini ölü deriyi daha iyi temizlediği için seviyorum ama Thermal Spa'daki tanecikler o kadar az ve küçükki yıkanırken varlığı fark edemiyorum bile.


İki duş jeli de gayet güzel köpürüyor, yalnız ben Palmolive Aroma Theraphy'nin biraz daha çok köpürdüğünü veya köpüğünün biraz daha dayanıklı olduğunu düşünüyorum. Palmolive Aroma Therapy aynı zamanda ter kokusunu geçirme kokusunda da daha başarılı. Palmolive Thermal Spa bazen inanılmaz derecede başarısız olabiliyor.

İki jelin de içeriğini yukarıda görebilirsiniz. İçerikleri tamamen aynı olsa da büyük oranda benzer. Ne Thermal Spa ciddiye alınacak derecede deniz tuzu içeriyor ne de Aroma Therapy içindeki çiçek özleri/yağları içerik listesinin başında. İki üründe de parfüm içerik listesinde önde geliyor sayılabilir. Gerçekten de iki jel de çok güzel ve yoğun kokuyor. Aroma Therapy'nin kokusu çiçeksi bir parfümü anımsatıyor. Koku açısından favorim ise Thermal Spa! Şişeden kokladığınızda çok temiz ve ferah kokuyor. Duşta sıcak ve buharla birlikte daha tatlı notalar da ortaya çıkıyor. Bath & Body Works Sea Island Cotton Duş Jeli ile birlikte kokusunu en çok sevdiğim duş jeli olabilir.



250 ml.lik şişedeki Palmolive duş jelleri yaklaşık 8-9 lira. Bu fiyata satılan diğer duş jellerinden ayrılan bir özelliği olduğunu düşünmüyorum. Bu yüzden tekrar tekrar almak için de bir neden göremiyorum. Thermal Spa'yı sırf kokusu için tekrar alabilirdim ama onun bazen ter kokusunu çıkarmakta başarısız olduğu için tekrar almayı düşünmüyorum. Yine de Palmolive duş jellerini kokusunu beğenirseniz özellikle de indirim zamanlarında alıp gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.

1 Mayıs 2015 Cuma

Nina Eau de Toilette

Bu kolajı parfümün sitesini görmeden önde yapmıştım. Gerçekten!

Fark ettim ki uzun zamandır sadece bakım ürünleri hakkında yazıyorum. Ne kadar burada bakımsal şeyler olsa da biraz parfüm biraz makyajla burayı hareketlendireyim dedim. Yıllardır severek kullandığım Nina Ricci'nin kendi adını taşıyan Nina Eau de Toilette'ten (EDT) bahsedeceğim bugün.

Bu koku Nina serisinin ilk parfümü. Ben 2010 yılının başında kullanmaya başladım ama parfüm 2006 yılında piyasaya çıkmış. Bu koku kısaca meyveli-çiçeksi. Ben açılışta limonlu, elmalı ferah notaları alıyorum. Hemen arkasından çok çiçeksi notalar geliyor. Küçük, beyaz, yeşil çiçekler değil şöyle büyük, rahiyalı çiçekler. İnternet sitesine göre üst notalarda limon ve lim, orta notalarda hem karamelize şekerli hem de zarif çiçeksi notalar, baz notalardaysa sedir, misk ve elma ağacı varmış.

Selam!
İç baymayan ama feminen bir koku. Ne kolonyayı ne body misti ne de başka bir şeyi çağrıştırıyor, parfüm gibi oturaklı. Ağır olmamasına rağmen yaz aylarına ve sıcak bahar günlerine fazla geleceğini düşünüyorum. Serin havalarda kullanmayı tercih ediyorum. Kış aylarında baharatlı, odunsu kokulardan hoşlanmıyorsanız ama daha tok bir koku kullanmak isterseniz tercih edebilirsiniz.

Yayılımı orta, kalıcılığı ortanın üstünde. EDT olmasına rağmen tende 5 saat belirgin kalıyor, kıyafetlerdeyse günlerce fark ediliyor. Hatta bu yazıyı yazmaya başladığımda ilham versin diye bileğime sıkmıştım, ertesi gün uyandığımda aynı yerde hala kokusunu alabiliyordum.



Şişesi ağır ve kavranması zor olsa da çok sevimli. Babam domates sanmıştı ama tabiki bu masallardaki elmalardan. Makyaj masasında çok şık duruyor. Parfüm 30, 50 ve 80 ml.lik şişelerde satılıyor. Ben hep 80 ml. olanı tercih ediyorum. Nina'nın vücut losyonu, duş jeli ve deodorantı da var ama onları denemedim. 

Nina serisinde Nina L'elixsir EDP (daha yoğun), Nina L'eau EF (daha çiçeksi) ve Les Delices de Nina  EDT (daha şekerli) diye üç koku daha var. Elimdeki Nina EDT bitmek üzere. O bitince Nina L'eau'nun kalıcılığının az olacağını bilsem de bu daha çiçeksi ve hafif kokuyu kullanmak istiyorum. Yaz için Nina L'eau kış için Nina...

4 Şubat 2015 Çarşamba

Essence Like a Trip to New York EDT


Essence'in makyaj malzemeleri çok popüler ama bir de parfümleri var. Onlardan biri de Like a Trip to New York. Bu minik parfümü işyerindeki masamda bulundurmak için aldım. Çantada taşımak için de ideal boyda. 10 ml.lik bu parüfümün 50 ml.lik tam boyu da var. 10 ml.lik ambalajdaki parfüm 10 liraya satılıyor. Gratis veya Rossmann'da bulabilirsiniz.

Boyu ve fiyatı (ben aldığımda %50 indirimdeydi) nedeniyle kokusuna bakmadan sepete almıştım. Ucuz ve genç işi parfümlerde aşırı şekerli ve meyveli kokular popüler olduğundan bu parfümün çiçek ve narenciye notaları taşımasına sevindim. Çok hafif, ferah, iç açıcı bir koku. Pek karakterli veya katmanlı diyemeyeceğim ama zaten bu parfümden böyle bir beklentide de olmamak lazım. Gündüzleri özellikle de yaz aylarında harcıalem kullanmak için güzel bir koku bence.

Başka yorumlarda odunsu notalardan da bahsedilmiş ama ben baz notaları hissedemedim çünkü ürünün kalıcılığı çok az. Hafif bir koku ve edp değil, edt. Yine de biraz daha kalıcı ve hissedilir olmasını beklerdim. Essence Like a Girls' Night Out bence daha kalıcı, en azından benim tenimde. Bitirdiğimde Selin'in Migroslarda satılan kolonyalarından kullanmayı düşünüyorum.


22 Aralık 2014 Pazartesi

Yardley London Peony EDT


Uzun zamandır parfüm yazmamışım, bugün artık yazayım dedim. Ben genelde iki çeşit parfümü kullanıyorum. İşe giderken veya yemeğe giderken high-end bir parfüm kullanıyorum (örnek: Carolina Herrera NYC 212 EDT). Hafta sonları değişiklik istediğimde, seyahatlerde, kötü kokuları bastırmak istediğimde daha uygun fiyatlı parfümler (örnek: Essence Girls Night Out EDT) sıkıyorum. Yardley London'ın şakayık kokulu bu parfümü de ikinci gruba girenlerden. Hatta uygun fiyatlı parfümler içinden en beğendiklerimden.

"Ucuz" parfümden iki şek bekliyorum; çok çiğ, yapay, alkollü bir kokusu olmasın ve hemen uçup gitmedin. Yardley London Peony EDT tende orta kalıcılıkta, kıyafetlerde ise günlerde dayanan bir koku. Gün içinde ara ara burnuma da geliyor ve bu çok hoşuma gidiyor. Tazelemek isterseniz 50 ml.lik şişesi hem hafif hem de küçük olduğu için yanınızda taşımanıza müsait. Şişe tasarımında sevmediğim tek şey o altın yalnızlı plastik kapağı. Bence plastik bir şeye parlak metal görünümü vermek çok ucuz duruyor. Sade cam veya akrilik bir kapağı olmasını tercih ederdim.


Kokusunu da beğeniyorum. Bence çok sade, net, temiz bir kokusu var. Şakayık dalında nasıl kokar bilmiyorum ama bu parfüm bana çiçek ve sabun kokusu karışımı gibi geliyor. Parfümü tarif eden yazılarda alt notalardan, üst notalardan bahsetse de ben pek öyle çeşitli kokular almıyorum. Baştan sona bana aynı kokuyor. Parfümü yeni sıktığımda çevremdekiler ne sıktın, çok güzel vs. demiyor da ne kokuyor diyorlar. Yani insanlara belirli tek bir şeyi çağrıştırıyor, onun hangi çiçek veya meyve olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Sanırım bu da benim bu kokunun karmaşık, boyutlu değil sade ve net bir koku olduğu iddiamı destekliyor.


15-23 yaş arası gençler belki çiçek kokusunu sıkıcı bulabilirler, bu yaşlarda daha meyveli ve şekerli kokular seviliyor. Bunun dışında her yaşta kullanılabileceğini düşünüyorum. Yardley London'ın Lily of the Valley parfümünü de denemiştim onu daha ağır bulmuş, orta yaş ve üstü için uygun olduğunu düşünmüştüm. Çok hafif bir koku değil, yaz aylarında çok az sıkarak kullanılabilir belki ama ben bahar aylarını tercih ediyorum. Bence gündüz kullanımına daha uygun. Akşam bir kafeye, sinemaya vs. gidiyorsanız tabi ki kullanabilirsiniz ama özel günlere, yemeklere katılacaksanız biraz basit kaçabilir.

Özetle harcıalem kullanmak için sevdiğim bir koku oldu. Bitince başka kokular da denemek istediğimden hemen tekrar almayabilirim ama deneyip sevdiğim bir parfüm olarak hep aklımda olacak.

11 Mart 2014 Salı

Carolina Herrera 212 NYC


Herkesin çok sevdiği parfümleri vardır. Onun yeri ayrıdır, hep ondan tuvalet masalarında bir tane bulunsun isterler. Hatta başkalarının da aynı parfümü kullanmasını garipserler, öyle benimsemişlerdir. Carolina Herrera'nın 212 NYC'si de benim içi öyle mi bilemiyorum ama şimdiye kadar kullandığım parüfmler içinde buna en çok yaklaşan oldu.

Carolina Herrera'nın NYC serisinden 212 genç ve modern bir kadın için tasarlanmış. Taze, çiçeksi, hafif ama kalıcı ve belirgin bir koku. 212 çiçeksiliğini üst notalardaki bergamot ve portakal çiçeğinden alıyor. Orta notalardaki yasemin ve zambak bu etkiyi güçlendiriyor. Çiçelerin ardından parfüm dünyasının en bilindik alt notaları misk ve sandal geliyor. Bütün bu çiçeklere ferahlık ve neşe ekleyen mandalina/portakal da alıyorum bu kokudan. Frehalığı ve çiçeksiliği yaz günlerini hatırlatıyor, belki de bu yüzden ben bu parfümü yaza yakışıtırıyorum. 


Kalıcılığı orta uzunlukta olan bu parfümü az miktarda sıkmanız yeterli oluyor. Ben hem gece hem de gündüz kullanımına uygun olduğunu düşünüyorum ama sanki gündüz kullanımı daha ağır basıyor. 

Bir de yaz-kış meselesi var tabi. Ben kışa uygun denen parfümleri genel olarak fazla baygın buluyorum. Bu yüzden şekerli olmadıkça parfümlerde yaz-kış ayrımı yapmıyorum. 212'yi bu yüzden yaz kış ayırt etmeden kullanıyorum. Yalnız bitti ve ben de önümüz yaz diyerek 212 Summer'ı aldım. Daha şekerli, daha yaz kokusu.


Şişesi de dikkatinizi çekmiştir. İki yuvarlak cam şişe metal bir silindirle birleşiyor. Çok şık bence. Üstelik de çok sağlam. Resimde gördüğünüz yoğu renk çizgiler şişenin elimden düşüp dolabın metal aksamına çarpmasıyla oluştu. Kıvılcım çıktı, gözlerime inanamadım ama şişeden yanık kokusu da gelince emin oldum. Buna rağmen kırılmadı yani. Normal şişeler gibi dikine de koyabilirsiniz. Öyle kullanımı daha kolay.

Resimde gördüğünüz 100 ml.'lik boyu. Parfümün 60 ve 30 ml.'lik olanları da varmış, 30 ml. boyundakine Türkiye'de ve havaalanlarında hiç rastlamadım. 150 ml.lik deodorant spreyi ve 200 ml.'lik su bazlı vücut losyonu da üretiliyor. Ben free shoptan almıştım çok zaman oldu fiyatını unuttum ama hepsiburada.com'da güzel bir indirimle satılıyormuş. Düşünürseniz oraya da bir bakın ;)