çöpe gidenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çöpe gidenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2017 Perşembe

Bitenler


Kasım-Aralık aylarında kullanıp bitirdiğim ve çöpe gönderdiğim ürünlerle buradayım. Bol bol mini boy ürün göreceksiniz, o yüzden çok çeşitli ürün var. Önce çöpe gidenlerle başlıyorum.


Superdrug Tıraş Köpüğü: Bu ürünü daha önce de kullanmıştım ve bu kutu ilkinden çok farklı çıktı. O kadar sıvıydı ki ürünün yarısı boşa gidiyordu ve kalın bir köpük tabakası da oluşturamıyordu. Sanırım üretim hatası olan kutu bana denk gelmiş. Gidip Gillette Venus köpük aldım.

H&M Dudak Parlatıcısı: Rengi eşit dağılmayan, ağır yapılı bir parlatıcıydı. 1 yıla yakın bir çantamın dibinde beklemiş ve ben de ürünü zaten beğenmediğim için hiç aramamışım. O yüzden bulunca çöpe gönderiyorum.

I am Shower Body Milk: Banyoda duş kremi benlik değilmiş. Etkisini de muazzam bulmadığımdan 1 yıldır duşta bekleyen bu ürünü elden çıkarıyorum.

The Body Shop Oje: Essie Fiji'nin muadili, çok tatlı bir oje ama bozuk. Hayır elimde beklerken bozulmadı, ben satın aldığımda bozukmuş. Şişenin yarısı boş ve oje ağdalaşmış. Bu konuda mail attım ama The Body Shop fikrimi paylaştığım için bana teşekkür etmekle yetindi.


Neutrogena Visibly Renew SPF 20 El Kremi: Nemlendirmesi, yapısı, fiyatı, güneş koruması ile en yakın takibi bir diğer Neutrohena ürünü olan Yaşlanma Belirtilerine Karşı El Kremi... Yeniden alacağım.

Primavera Balancing Nemlendirici: Yağlı ciltlere uygun olmayan, yoğun ve yağlı bir kremdi. Küçük boy olmasına sevindim.

Isana Papatyalı El Kremi: Kolay emilen hafif bir nemlendirici. Esasen küçük boy ve uygun fiyatlı olduğu için tercih ediyorum. Rossmann'da satılıyor. Daha önce de kullanmıştım, ileride de yine alabilirim.

Skincode Protective Day Cream SPF 12: Yapısını çok beğendim ama güneşten koruma faktörü benim için çok düşük olduğundan günlük olarak kullanabileceğim bir ürün değil.



Peter Thomas Roth Mega-Rich Duş Jeli: Tupturuncu, buram buram turunçgil kokan, bolca köpüren bir duş jeliydi. Cildimi normalden fazla kurutmadı. Tam boyunun fiyatı 70 küsür lira olmasaydı alabilirdim.

Peter Thomas Roth Mega-Rich Şampuan: Bolca köpürüyor, hoş kokuyor ve kuruduktan sonra saçlar yumuşacık oluyor. Yalnız bende kepeğe neden oldu. İstikrarlı şekilde kullandım ama sorunum geçmedi. Üstelik saçlarım normalden 1 gün önce yağlanmaya başladı.

Peter Thomas Roth Mega-Rich Saç Kremi: Azıcık kullanmak bile yeterli oluyor. Kokusunu da yapısını da beğendim. Yalnız yine 70 küsür liralık fiyatı karşıma çıktı. 10 liraya aldığım Elseve Mucizevi Saç Güzelleştirici Krem'den vazgeçirecek bir tarafını da göremiyorum.


Parmex Aseton: İndirimli diye almıştım, işini iyi gördü. Bereketli. Elbette fiyatı uygun olursa yine alırım.

Avene Reflexe Solaire SPF 50: Tam istediğim gibi olmasa da fiyat-performans oranı gayet iyi, kullanışlı bir üründü.

Curaprox Enzycal 950 Diş Macunu: Temiz içerikli, işini iyi yapan bir diş macunu. Az köpürmesi ve tadının ağız yakıcı olmaması güzel. Sensodyne'e geri döndüm ama ileride yeniden bunu da alabilirim çünkü diş macununu sürekli değiştirmeye özen gösteriyorum.

Neutrogena Visibly Clear Pembe Greyfurt Jel: SLS içeren klasik bir jel temizleyici. Kokusu bence doğal ve rahatsız edici değil ama ciltten zor arınması büyük bir eksi. Dermokozmetik temizleyicileri daha çok sevdiğimden yeniden alacağımı sanmam.

Gillette Venus Snap: Birkaç aydır kullanıyorum ve çok memnunum. Geliştirilebilecek tarafları var ama gerçekten pratik bir ürün.

Clean & Bright Oxygen Buble Mask: Daha önce de kullanmıştım, etkisiz bir ürün olmasına rağmen yine kullandım. Sanırım pratik, ucuz ve eğlenceli olduğu için nadiren de olsa kullanıyorum. maskenin hemen ardından ciltte bir aydınlanma oluyor ama akşam o etki çoktan geçmiş oluyor.



Lapitak Ayak Bakım Kremi: Yıllar yıllar önce kullanıp unuttuğum bir üründü. Gayet yoğun ve güzel bir krem; neden artık kullanmıyorum bilmiyorum. Elimdeki ürün bitince alacağım.

La Roche Posay Effaclar Jel: Çok sevdiğim, yine daha önce kullandığım bir ürün. Yine alıp kullanabilirim.

La Roche Posay Lipikar Duş Jeli: Krem formunda, cildi hiç kurutmayan, çok nazik bir üründü. Temizlemesinden de memnun kaldım. Özellikle alerjik, kuru veya hassas bir cildim olsaydı paraya kıyıp alırdım ama standart jeller de işimi gördüğünden almayı düşünmüyorum.

Cyrene Hydra Radiance Micro-Exfoliating Scrub: Pek aklımda kalmamış, özellikli bir ürün değildi sanırım.

5 Nisan 2016 Salı

Bitenler ve Çöpe Gidenler


Aylardır bitenler yazısı yazmıyorum, yazmadıkça da birikiyor, biriktikçe ben üşeniyorum… Ocak ayından bu yana kullandıklarım ve bahara girerken temizleyip çöpe gönderdiklerimle sonunda karşınızdayım. (Ürünlerin adına tıklayarak detaylı yazılarına ulaşabilirsiniz.)


Sanırım bütün ek kremlerim, nemlendiricilerim vs. aynı ay içinde bitti.

H2O+ Spa Sea Salt Body Butter: Butter dese de krem formunda, çok değişik ve güzel kokan iyi de nem veren bir üründü. Başucuma koyup yatmadan önce nerem kuruysa oraya sürerek kullanıp bitirdim. Sanırım bunu Boyner'de kasanın yanında görüp almıştım. Yine bulursam tekrar alırım ama bulamazsam internetten almak için uğraşmam.

Dalan D'olive Yoğun Bakım Kremi: Gerçekten çok yoğun kıvamlı, hoş kokulu bir kremdi. Yalnız zor dağılıp zor emilmesine karşın pek de nemlendirici değildi bence. Ben bu zahmet karşılığında daha çok nem veren bir şey beklemiştim sanırım. Bir daha alacağımı sanmıyorum.

Bepanthen Krem: Sanırım herkesin evinde bundan bir tane vardır. Ben de bu kremi yara, yanık, sivilce izi, hemen her şey için kullandım. En çok da bıyıklarımı ağdayla aldıktan sonra o bölgeye sürdüm. Elimde SebaMed'in benzer bir kremi var onu kullanıyorum ama bitince Bepanthen'e döneceğim çünkü Bepanthen'in hafifliğini daha çok seviyorum.

Natio Wellness SPF 15 El Kremi: İş yerinde kullandım. Çok güzel kokan, hemen emilen, nemlendirmesi yeterli ve güneş koruması içeren harika bir kremdi. Türkiye'de satılıyor olsaydı tekrar alırdım.

Isana Papatyalı El Kremi: Çantamda taşıyordum. Çabuk emilmesi en beğendiğim ve benim içinde en önemli olan özelliğiydi. Nemlendirmesi fazla olmasa da anı kurtarıyordu. Sert bir tüpte olduğu için sona kalan kremi pek rahat kullanamadım. Ucuzdu diye hatırlıyorum, tekrar alabilirim.


Ocakta elimdeki testerları kullanıp bitirmeye karar verdim. İlk bitenler fotoğraftakiler oldu.

The Body Shop Green Tea Body Butter: The Body Shop'un diğer body butter'ları gibi buram buram kokup iç baymayan (yine de baya parfümlü), kolay emilen ve güzel nem veren bir üründü. Küçücük testerı baya kullandım. 

Cyrene Youth Defense Moisturiser: Muhteşem bir portakal kokusu var ve sanırım bu koku doğal! Bu ürünün de en güzel yanı bu. Onun dışında 15 faktör güneş koruması sağlayan sade bir nemlendirici. Ben daha hafif ve güneş koruması daha yüksek ürünler tercih ettiğim için tam boyunu almam.

Cyrene Epidermal Matrix Age Derying Serum: Çok artiz bir adı olsa da bence çok boş bir ürün. Sıvı, şeffaf bir serum. Sürer sürmez cildin üzerinde kuruyup ince bir film tabakası oluşturuyor. Bu da cilde sahte bir pürüzsüzlük, parlaklık ve gerginlik veriyor. Gerginlik hissi bence rahatsız edici. Üstüne başka bir ürün kullanmak isterseniz de top top olup soyuluyor. Fiyatını asla hak etmiyor bence.

Neostrata Skin Active Celular Restoration Serum: Krem gibi yoğun kıvamlı bir serumdu. Nemlendirmesi harika. Yalnız içinde shea yağı var ve benim yağlı cildime çok ağır geldi. O yüzden tam boyunu almayı düşünmüyorum.

Lierac Premium Regenerating Serum: Denediğim serumlar arasında en sevdiğim oldu. İncecik bir yapısı var fakat nemlendirmesi de cildi yumuşatması da harika. Uzun vadede nasıl sonuç verir bilemem ama ben zevkle kullandım.


Avene Termal Su: Benim için sudan farkı yok. O yüzden zar zor bitirdim. Bir daha almayı düşünmüyorum.

Oral-B Pro-Expert Hassas Dişler İçin Diş İpi: 3. kutumu kullanıyorum, dördüncüsü de yedekte. Şimdiye kadar kullandığım en iyi diş ipi. Çok sıkı dişleriniz varsa özellikle tavsiye ederim.

Listerine Total Care Zero Ağız Çalkalama Suyu: Hafif  tat dediği için almıştım ama bunu da beğenmedim. Sanki ağzımı uyuşturuyor. Yerine Perlodent Sensitive aldım. 

Alverde Aynısefa Dudak Kremi: Çok doğal içerikli, uygun fiyatlı, bereketli, nemlendirmesi iyi bir dudak kremiydi. Dudak kenarında birikmiyor, yağlı yağlı parlamıyor. Kendi dudak kremimi yapmaya karar vermiş olmasaydım yeniden alırdım. Yani bulursam tabi. Maalesef Almanya'da satılıyor sadece.

H&M Desert Rose Body Scrub: Çok ince tanecikli işe taramayan bir şeydi. Ellerimde ve dirseklerimde kullanarak bitirdim.


Bunlar da ıvır zıvırlar: Apaks pamuk, tabiki! Uni Wipes; çabuk kurumadı, büyük ve yumuşaktı ben de 'sensitive' olanından yeniden aldım. Kotex'çiyim :) Vi-vet Sir Ağda Sonrası Temizleme ve Masaj Yağı,  şişesinin ağzı çok saçmaydı o yüzden her tarafa bulaşıp bana iş çıkarıp durdu. Üstelik bildiğiniz likit vazelin. Ağdayı çıkarma performansı da öyle çok iyi değildi. Flormar Aseton, biraz daha pahalı olsa da işini iyi yapıyor. Kokusu da görece gayet iyi. Topuk törpüsünü de Watsons'tan almıştım, saplı olması güzeldi ama tahta suda kaldıkça çirkinleşti. Sonunda değiştirdim.


Bu fotoğraftakiler de çöpe gidenler. Foot Factory Foot Soak dünyanın en manasız ürünlerinden biriymiş. Duş jeli olarak bile kullanamadığımdan çöpe gidiyor. Neutrogena Visibly Clear Rapid Treatment'ın yapısı katılaştı. Yaklaşık 2 yıldır elimde olduğu için artık çöpe atıyorum ama yarısından fazlasını kullandığım için rahatım. Arko Nem Güneş Kremi, yapısı o kadar kalındı ki çok çabalamama rağmen kullanamadım. Dolapta boşuna bekleyeceğine atıyorum, zaten bozulmuştur ama içindeki parfüm yüzünden anlaşılmıyordur. Nivea Sun Moisturizing Sun Sprey, çoğunu severek kullansam da 2 sezonda bitiremedim. Yerine yeni ürün geldiği için atıyorum. Catrice göz kalemleri gerçekten çok kötüydü. 2-3 kullanımdan sonra atılacaklara ayrıldı. Pastel ve Rimmel (Rapid Ruby) zamansız koyulaştı. Diğerlerinin ise performanslarından memnun kalmadım. City Color dörtlü far ise katılaştı.

Gelecek ay daha küçük ama daha güzel bitenlerle burada olacağım!

5 Kasım 2014 Çarşamba

Son Bahar Temizliği


Mevsim geçişleri çok zor. Saç dökülmesi, zayıflayan bünye, günlerin kısalması... Bir de kışlıkları çıkarma, yazlıkları kaldırma sıkıntısı var. Bu furyada makyaj çekmecemi de elden geçirdim ve artık bazı şeylerle vedalaşmam gerektiği konusunda kendimi ikna ettim. Çöpe giden o ürünler ve yorumlarım şöyle:



Pretty Fashion Make-Up Kit: Her halde 7-8 yıllık bir palet. Gördüğünüz gibi ilk bölümde farlar, bir alt katında biri simli diğeri mat 2 pudra 2 allık, son katta da fırçalar ve dört renk ruj vardı. Sadece farlarını kullandım. Çok pigmentli olmayan, renkleri bana uymayan, kaliteli diyemeyeceğim bir paletti. Zaten Strawberrynet alışverişimde hediye olarak gelmişti. Artık farları durduğu yerde toz toz olup her yere bulaştığı için atıyorum.

Essence French Manicure Pedicure Pen: ŞU YAZIMDA bahsettiğim, ucundan beyaz boya gelmesini sağlayamadığım para israfım. Gözüm görmesin.


Bioder Tüy Azaltıcı Krem ve Jel: Markozi Box ile çok ucuza almıştım. Dudak üstümde biraz denedim ama pek sonuç alamadım. Sonuç alamayınca da düzenli kullanmayı bıraktım. Markozi'de genelde son kullanma tarihi geçmek üzere olan ürünleri sattıkları için günü geçmiştir diyerek bunu da atıyorum. Maalesef üstünde son kullanım tarihi yok.

Olay White Radience Protective Cream Spf 24: Ten rengini açıp ton eşitsizliklerini gidermeyi vaadeden bir krem. Alışveriş hediyesiydi, zaten ülkemizde de satılmıyormuş. Yüz ürünlerimden memnun olduğum için yüzümde sadece birkaç hafta denedim ve aslında beğendim de. Yağlı cildimde ağırlık yapmadı ve güzel nemlendirdi. Kollarımda ve ellerimde de kullandım. Şimdi son kullanım tarihi geçtiği için güveni yüzüme süremiyorum. Kavanozuna kendi yaptığım kremlerden koymayı planlıyorum. Olay daha önce ilgimi hiç çekmeyen bir markaydı ama bu ürünle olumlu düşünmeye başladım.


T. Narcisse No. 12 Kalem: Nereden geldiğini bilmediğim, güzel bir kalem. Yalnız yeşil benle çok alakasız bir renk. Bunu herhalde annem almıştır. Yıl oldu bir kez olsun kullanmadım. Zaten çok eski bir ürün. Atmamak için neden göremiyorum.

Catrice Longlasting Eye Pencil Waterproof: Elde çok güzel duran ama gözde kabuklu ve kırışıklı görüntü bırakan bir kalem. Oysa daha geçen ay ne hevesle almıştım. Yazısı BURADA.

Natural Collection Eye Lines: Boots'ta satılan ucuz bir marka Natural Collection. Bu kalemi de ucuz olduğu için almıştım. Fena bir kalem değil ama yapısı sert ve bazen pürüzsüz çizgi çekmeme engel oluyor bu özelliği. Yarısını da kullandım sayılır ama Gosh Eye Liner ile tanıştığımdan beri nadiren kullanıyorum bu kalemi. O yüzden bu da çöpe.

Pastel Dramatic Look 5x Volume Maskara: Bir hediyeleşme etkinliğinde gördüğünüz haliyle gelmişti. Daha sonra mağazada aynı ürünün plastik bir ambalajda olduğunu gördüm. Kokusu da pek hoş olmadığı için açılmış olduğunu ve zamanla bozulduğunu düşünüyorum. O yüzden hiç kullanmadan çöpe atıyorum.


Korres Soft Touch Lip Pen (34 Brown Purple): Attığıma en çok üzüldüğüm ürün bu oldu. Bir alışverişimde hediye olarak gelmişti. Korres doğal kozmetik üreten bir Yunan markasıymış. Bu rujun da yapısını, yumuşaklığını, pigmentli olmasını çok sevdim. Fakat bu morumsu kahverengi bana hiç yakışmadı. Başka rujlarla karışırdım yine olmadı. Markayı kafama yazdım ama bu ürününü maalesef kullanamayacağı.

Max Factor Vibrant Curve Effect Lip Gloss: Hoş bir rengi var ve aplikatörünü de beğendim ama dudakta biraz ağırlık yapıyor, kalıcı da değil. Hediye olarak gelmişti, şimdi de son kullanma tarihinin geçtiğini fark ettim. Elimde çok benzer ürünler de olduğu için kalabalık yapmasın diye bunu da atıyorum.

Bir bunun kadar da atmaya kıyamadıklarım var. Yine de elimin altından kalabalık kalktığı için memnunum. Umarım bir gün ojelerime de aynı acımasızlıkla yaklaşabilirim.

Zamanında bir de Bahar temizliği yapmıştım; isterseniz buradan okuyabilirsiniz.

6 Haziran 2014 Cuma

Bahar Temizliği




Son haftalarda makyaj masamın düzenini değiştirip çekmecelerimi elden geçirdim. Bahar temizliğimi neredeyse yaz gelince yapabildim ama zaten havadan da yazın geldiğini anlamak imkansız. Her neyse  temizlik sırasında biraz da nostalji yaptım, elbette çöpü boylayanlar da oldu. İşte çöpe gidenler:

* Bu makyaj çantasını yaklaşık 10 yıldır kullanıyordum. Benimle kaç şehir, kaç ülke dolaştı… Törpü dibini mi delmedi, içine parfüm dökülüp allık kabını çantaya mı yapıştırmadı, biye yerleri mi soyulmadı, rengi mi sararmadı… Ama artık veda zamanı geldi. Yerini tutacak çanta arıyorum, bakalım nasıl bulacağım.

* Ms. Make Up makyaj fırçası setini de 2007 yılında İngiltere'den almıştım. İçinde bir allık, bir pudra, bir far, bir ruj, bir kaş fırçası ve bir de aplikatör vardı. Fiyatı 9 pounddu diye hatırlıyorum. İlk makyaj fırçalarım… Bunlar da kullanılmaktan eskidi. Fırçalar artık keçeleşmişti ve canımı acıtıyordu. Kokmaya da başlamışlardı. Bu yazımdaki fırçaları alıp bunları attım. Sadece az kullandığım kaş ve ruj fırçası duruyor.

* Watsons Collagen tonik ve nemlendirici ise temizleme jeliyle birlikte setti. Yolculuklarda kullanmak için almıştım. Jeli öyle böyle derken bitirdim ama etkisiz eleman nemlendiriciyi ve toniği kullanmadım. İki yıldır çekmecede öyle duruyorlardı. Artık bozulduklarını düşünerek atıyorum. Artık bu ürünü Watsonslarda görmüyorum, görseniz bile almayın zaten çok gereksiz ürünlermiş.


* Bir zamanlar grip salgınları vardı hatırlar mısınız? O zaman hijyenik jeller aniden hayatımıza girmişti. Carex Hijyenik El Jeli de o dönemden kalma alışkanlık. Artık toplu taşımayı pek kullanmadığım için uzun zamandır bunu da kullanmıyordum. Rengi sararmış, çöpe gitti. Ama pompası olsun, kokusu olsun severek kullanmıştım.

* Garnier Saf & Temiz Arındırıcı Sıkılaştırıcı Tonik aslında fena bir ürün değildi. Güzel arındırıyordu ama pek sıkılaştırıcı etkisini görmedim. Günde iki kez de kullanınca bana biraz sert geldi. İçeriğindeki alkolden sanırım. Kullanmayı bir bıraktım bir daha da elin gitmedi. Arada sivilcem çıkarsa sadece o bölgeye uyguladım, biraz etkili de oldu. Neyse sonunda şişenin kalan dörtte birinden keskin kokular gelmeye başlamış. Onunla da vedalaştık.

* Son dönemlerin modası da kuru şampuanlar. Seyahat ediyorum, bana da lazım olur diyerek Benri Kuru Şampuanı aldım, saçlarım da koyu renk olduğu için beyazlıklar çok belli olur diyerek kestane rengini aldım. Almaz olaydım. Bir kere toz/pudra değil kolonya pudra karışımı sıvı bir şey bu. Saça uygulayınca tutuk, yapışkan bir şey okuyor. Saç artık yağlı değil ama donuk ve kirli görünüyor. Hissiyatı da çok kirli. Bir kere kullandım ve atıyorum. Benim param boşa gitti, sizin gitmesin.

* Kimileri vazelini zararlı diye sevmese de bence her evde bir vazelin vardır. İşte  Rosense Vazelin de benim vazelinimdi. Son kullanım tarihi geçti. Yoğun bir gül kokusu olduğu için kokusundan bozulup bozulmadığını anlamam imkansız. Bu kokudan da biraz yoruldum açıkçası. Vazelinin o plastiğe benzeyen kokusundan hoşlanmayanlar tercih edebilir. 

* Ve son olarak 2008 yılında aldığım gümüş simli tombik H&M göz kalemimi de çöpe gönderdim. Beyaz ve içinde gümüş simler olan, ilk aldığımda kalem olarak kullanabildiğim, sonra far niyetine tüm göz kapağımda kullandığım, azıcık kullansam her tarafımı sim içinde bırakan bir kalemdi. Elebtte sadece gece dışarı çıkacağım zaman kullanıyordum. Çok da iltifat almıştı. Ama artık bozuldu galiba, ufalanıp gidiyor, renk vermiyor sadece sim oluyor her yerim. Zaten ben de yaşlandım. Yoo gece dışarı çıkmak için değil, çıkınca simli göz makyajı yapmak için ;)